16 Kasım 2010 Salı

Zor et Zor et!

Bizim oralarda çok anlatılan bir hikayedir paylaşmak istiyorum :)

Köyde bilirsiniz yazın harman zamanı insanlar damlarda, harmanda yatar, hem hava sıcaktır, hem de biçilen buğday arpanın harmanı yapılırken köyün yumurta hırsızı çoçuklarından ve çerçiyle takas için çalan haşarı gençlerinden ve başıboş yayılan hayvanlardan ve kuşlardan korunmak için genelde çatıda yatılır, yine bir gece Şemelek Mehmet Amca sermiş yün döşeği dama yatıyor, gece gençler usulca kaldırmışlar yatağı , çekmişler harman yolunun ortasına usulca uyandırmadan, sabaha karşı sapı yükleyip tarladan köye dönen traktör bakmış yolda bir yatak inanamıyor , ama anlıyor tabi bir hinlik var, basıyor kornaya, Mehmet Amca aldırmıyor ama traktör dayanmış yatağın ucuna basıyor kornaya bizim Mehmet Amca sinirleniyor tabi uyku bölünmüş dön oyana dön buyana korna devam ediyor, Şemelek Mehmet Amca söyleniyor kendi kendine ZOR ET GAVAT DAMA ÇIHACAAN ....

Zor edip dama çıkmak isteyenlere...

14 Kasım 2010 Pazar

Ortaokulda Yediğim Unutulmaz Dayak

7. sınıftayım. "İş Eğitimi" dersinde biri bayan öteki erkek olmak 2 tane hocamız var, sınıf 2 ye ayrılıyor bir grup okulumuzun bodrum katındaki İş Eğitimi atölyesine gidiyor diğer grup ise sınıfta kalıyor. Bayan öğretmenimizin adı Hülya'ydı sanırım güzel, fantastik,renkli gözlü bir bayandı el işlerinde de çok becerikliydi. Kızı vardı Eylül o da bizim okulda okuyordu. Erkek olan şerefsizin adını birazdan zikredeceğim. Neyse gelelim bizim olaya. Hocanın adı Behzat Şengöz'dü, okuldaki namı ateist diye yayılmıştı ne derece doğruydu bilemiyorum ama çocuk aklımızla ateistle satanisti ayıramadığımız için devamlı ondan korkardık, kedi kesen birisi diye köşe bucak kaçardık. Kaşlarını aldırırdı en dikkatimi çeken fiziksel özelliği oydu, bayanların ki gibi değil ama kaş boyunu kısalttırırdı, bir insanın enine ne kadar kaşı varsa bu elemanda onun yarısı kadar olurdu. Uzun boylu siyah saç siyah gözlü biriydi. Okulda hocalara lakap takma sevdasına ona da "Napolyon" diyorduk. Hayatımızda Napolyon'u ne kadar gördüysek sanki, hiç bir alakası ortak noktası yok Napolyon'la. Eleman da bizim kendisine Napolyon dememize bayağı kızardı, derste zaman zaman kimliğini gizleyen ve ses tonunu değiştiren bir vatandaş "Napolyooon!" diye bağırınca tüm sınıf kopar bunun üzerine eleman da "Kim ooo!" diye bağırır sınıfa fırçayı basardı.
Olay gününe gelelim. Cuma günüydü sanırım dersimiz Salı da olabilir. Dersin son yarım saatine falan gelmiştik zaten boş amaçsız bir ders olduğu için ilk dersin en fazla yarım saatinde bir şeyler işleyip sonra kendi halimize çekiliyorduk. Zilin çalmasına ve dersin bitmesine yarım saat falan kalmış ben arkalardayım yine en arkadayım hatta arkadaşlarla muhabbet ediyoruz, Yunus diye bir eleman var beni gaza getiriyor "Hadi bağır!" diye, ses volümüm zaten belli,yüksek çıkacak. O gazla "Napolyoooonn!" diye bağırdım sınıfın ortasında. Benim ki de salaklık aslında birilerine hoş görünmek,güldürmek için milleti, derste bağırılır mı ulan sınıf ne kadar gürültülü olursa olsun,hoca duyacak işte niye zorluyorsun.Eleman anladı tabi sesten benim bağırdığımı "Tahaa, gel bakayım buraya yavrum." dedi. Çok iyi hatırlıyorum ses Tahaa'dan yavrum kelimesine doğru yukardan aşağıya doğru indi, Tahaa ne kadar gaddar bir sesle çıktıysa,"Yavrum"kelimesi de bir annenin çocuğuna yavrum demesiyle aynı tondaydı yani o derece. Ben tabi durumu kurtarmaya çalışıyorum hocanın sicili belli dayağa yatkın, dayak atmayı seviyor. "Hocam mm,hh, ben yapmadım" falan demeye kalmadan kaderime razı olarak kendimi tahtada buldum. Elemanın ayağında sivri burun kunduralar vardı,o sıralar yeni yeni moda oluyordu bu "cellat" kunduralar. Beni aldı karşısına -tahtanın önündeyiz yüzüm sınıfa bakıyor- orospu çocuğu,o kunduranın sivri burunuyla benim bacağımdaki kemiğime bir vurdu,o acıyı direk beynimde hissettim bir de zayıf olduğum için kemik direk ortada kemiği savunacak bir et parçası falan da yok. Gözlerimden 2 damla yaş süzüldü o an, bacağımı tutarak sırama geçtim kolumu sıraya koyarak dersin sonuna kadar kafamı kaldırmadım. İçimden de elamana sövüyorum ama durmadan.
Sonra ki 1 hafta boyunca bacağımın morluğu geçmedi.O orospu çocuğunu,ibneyi,şerefsizi nerde görürsem ağzını burnunu dağıtacağım evet yapacağım bunu olayın üstünden nerdeyse 7 yıl geçti ama unutmadım hiç bir detayı unutmam da, yüzünü de tanırım yüz hafızam iyidir. Bana okul hayatımın dayağını attı gavat.

*Küfretmek baya güzelmiş ama rahatladım biraz.Ohh.

5 Kasım 2010 Cuma

60 Türkü!

Bağlama konusunda yavaş yavaş pişiyorum. Bugün toplulukta Burak'la karşılıklı çaldık, kısa sap çalan bir arkadaş daha vardı o kadar zevkliydi ki benim açımdan eminim o da zevk almıştır. Burak'la kendi bağlamalarımız vardı yanımızda, değiştirdik ben onun bağlamasıyla çaldım. Çalabildiğim türkü sayısı arttıkça doğal olarak aldığım zevk de artıyor, çalarken söylemek zor tabi ama zoru başarmak daha güzel. Açılışı Karahisar Kalesi'yle yaptık daha 2 gün önce öğrendiğim türküyü gayet güzel çaldım ve çalarken de söyledim. Burak tabi bağlama konusunda daha usta olduğu için ben söylerken arkada süslemeleri falan gayet güzel yaptı, diğer arkadaş da eşlik etti yine. Ne Ağlarsın, İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım, Yarim Senden Ayrılalı, Çamlar Altına derken türkülerin tadına vardık. Yanlız bazı türkülerde çalıp söylemede acemi olduğum,konsantremi daha çok bağlamaya verdiğim için detone oldum o da zamanla geçecek eminim. Daha tam anlamıyla çalmadığım türkülerde emin olmadığım türkülerde detone oluyorum. Şu an 6 Kasım ve yaklaşık 11 türkü çalabiliyorum. 6 Kasım 2011'de kaç türkü olacak merak ediyorum. Bir ozan yetişiyor galiba :) Çok mu abarttım yok yok ben bu işe gönül verdim olacak eminim. Hedefim 60. 1 yılda 60 yeni türkü. 360'a bölersek 6 günde 1 türkü yapıyor gayet ideal.Hadi Bakalım!

4 Kasım 2010 Perşembe

Otobiyografi

Ahmet Taha Yekeler 1992 yılında Sivas'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta Anadolu Selçuk İlköğretim Okulu'nda (yeni adıyla Mevlana İlköğretim Okulu) lise eğitimini de Bursa Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi'nde tamamladı. Lisede Sn. Satı Hardal şefliğindeki THM korosuyla 2008 yılında Türkiye 1.si ve 2009 yılında Türkiye 3.sü oldu. Yine 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandı, aynı yıl ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu'na girdi. Topluluğun Sn. Talip Küçükkılıç şefliğindeki Halk Müziği korosunda korist ve solist olarak görev aldı. 27 Mayıs 2010'da Yıl Sonu Koro Konseri'nde Yozgat yöresinden "Yeşil Ayna Takındın Mı Beline" türküsünü solo olarak seslendirdi. 31 Ekim 2010 tarihinde TRT Ankara THM Gençlik Korosu'na seçildi, Türk Halk Müziği çalışmalarına TRT çatısı altında devam ediyor. Lisans eğitimine Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü 1.sınıfta devam ediyor. Büyük usta Sn. İhsan Öztürk'ten Mart 2010'dan beri bağlama eğitimi alıyor.