2009 yılı benim için genel olarak güzel bir yıldı.İyilikler ve kötülükler olsa da iyilikler ve güzellikler daha ağır bastı sanki.Genel bir değerlendirme yapayım:
-Öncelikle Lise Son olduğum için Öss'ye çalıştığım bir sene olarak genel olarak ders,okul,dersane ağırlıklı geçti.Yeşilırmak Dersanesi'ndeki saygıdeğer ve sevgili öğretmenim Emin Eren beni ve bizim sınıfı harbi kastırarak bugün iyi bir üniversitede olmamı sağladı,ona sonsuz teşekkürler ediyorum.Gecesini gündüzüne katarak bizimle ilgilendi insan kendi çocuğunu böyle bir fedakarlığı zor yapar,her babayiğidin harcı değil.
-Ocak ve Şubat normal geçti dikkate değer birşey olmadı,Şubat Tatili'nde dersanede kampa girmiştik 1 hafta boyunca dersanenin yurdunda kaldık.İlk yurt deneyimimdi,biraz zorlu geçti son günlere doğru hele ağlayacaktım :) Aynı şehirdeki evimi ve ailemi özlemiştim.Ama o günler bu günlere bir antreman oldu.Çok sıkı ders çalıştık sabah 9 da başlıyoduk akşam 11-12 ye kadar ders yapıyoduk.Zihnen baya yoruluyorduk.Eren(Gürsu) demişti sanırım:3 saat ders çalışan bir öğrencinin yaktığı kalori 12 saat inşaatta çalışan işçinin yaktığı kaloriden daha fazla.Yani beyin çok yakıyor,denedik onayladık.Hoca bize kaynak üstüne kaynak fotokopi üstüne fotokopi veriyordu.İtiraf ediyorum ki yeter daha çözmeyeceğim dediğim zamanlar cevap anahtarından geçiriyordum :) Sınıftaki ve yan sınıftaki Fen Liseli arkadaşlarla bu dönemde baya kaynaştık.
-Mart kötü geçti evet kötü geçti.12 Mart'ta babam hastalandı.Çok ama çok üzülmüştüm,hastalığı ne söylemeyeceğim ama beni baya sarsmıştı.Neyse ki doktora falan gitti şimdi durumu iyi.Babamı çok seviyorum.25 Mart'ta Kahramanmaraş'ta helikopteri düşen hemşehrim Muhsin Yazıcıoğlu Hakk'ın rahmetine kavuştu.Yaptığı iyi şeyler vardır kötü şeyler vardır bu tartışmaya açık bi konu ama bu şahıs vatan için iyi birşeyler yapma uğrunda çabalarken yeri geldi suikast çabalarına maruz kaldı,17 kez otomobiline kaza yaptırıldı ve son perde helikopteri düşürüldü.Kimse demesin helikopter kendi kendine düştü yok şu cihaz falan arıza yaptı diye.Medya da bunu bilerek örttü;gerçek şu ki Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri düşürüldü,yardım zamanında gitmedi ve 6 can (Muhsin Yazıcıoğlu,İsmail Güneş,Murat Çetinkaya,Erhan Üstündağ) dona dona-bu devirde küçücük sivrisineğe çip takıp dünyanın neresinde olduğunu keşfeden bir teknoloji var ama nedense o zaman akla gelmedi- göz göre göre ölüme terkedildi.Allah günahlarını affeylesin!
-13 Nisan'da ilk Hepatit B aşısını vurundum,13 Mayıs'ta Hepatit B'nin ikinci dozu ve 13 Ağustos'ta da son dozu vurularak Hepatit B'ye bağışıklık kazandım.
-26.05.2009 (26 Mayıs) günü benim için aşk konusunda milat oldu.İlk sevgilim sıfatını kazanan X'le çıkmaya başladım.Bizi kuzenim Semi tanıştırdı.
-14 Haziran'da Öss 2009'a girdim.Allah'ın yardımı ve sevenlerimin dualarıyla iyi bir derece eldim ettim.Sevenlerimin duaları diyorum çünkü dua gerçekten gaza getirici bir etken olarak etkisini gösterdi.Sınava ilk girdiğimde çok ufak bir heyecan vardı.O heyecan geçtikten sonra güle oynaya yaptım valla sınavı.İçimden şarkı söylüyordum,arada pencereden dışarı veya sınıftakileri falan seyrettim.Bi deneme havasında geçti benim için.Türkçe,Edebiyat ve Felsefe zorlasa da yine iyiydim.Sözel derslerin hepsinden iddialıydım bir TM'ci olarak.Denemelerde benim ana puan temellerim hep sözel dersler oluyordu.Ama zordu harbiden.Eve gidip kontrol edince biraz daha rahatladım.330-340 arası bir puan bekliyordum.Ankara Hukuk'a girerim diye düşündüm.Emin Hoca bizi sene boyunca Hukuk'a şartlamıştı çünkü.Son sınavlara doğru Hukuk sınırı koymaya başlamıştık sonuç tablolarında.Ben ortalarda geziyordum sınıfta bazen üstlere çıkıyordum.Zaman Össlerin veya Güvender Denemelerinden biri de olabilir hatırlamıyorum 270 küsür yapmıştım.Sene boyunca yaptığım en yüksek puan buydu.Sınav çıkışı ilk Gizemle paylaşmıştım.
-28 Haziran'da okulda Pilav günü oldu.Kazım'la beraber gittik hatta E12'ye mi ne binmiştik.Okula gidince Mevlüt'le güne devam ettim güzel bir gündü.Pilavlar falan güzeldi.Hocalarla görüştük.Sınavın güzel geçtiğini söyledim,rahatlamıştım.Hocalarımın yüzünü kara çıkartmadım.Doğan Hoca'ya Ankara Hukuk belki ama Gazi Hukuk kesin gelir dedim.O da napacan Ankarayı Uludağ Hukuk yaz demişti gülüşmüştük.
-12 Temmuz'da Öss Sonuçları açıklandı.345,211 puan alıp Türkiye 2427.si olmuştum.Babam ve annem baya şoklardaydı ablamı hele hiç saymıyorum.Sene boyunca ders çalışmadığımı görüp "Senden bi bok olmaz olum." diyen bir insandı kendileri :)) Beni gaza getirme şekli böyleydi hep ezerdi "Yapamazsın,edemezsin,Össyi kazanamayacaksın,senden çöpçü bile olmaz,irade denen birşey var mı merak ediyorum sende." Benim moralimi sene boyunca o kadar çok bozdu ki,içime taş olup oturdu her bir lafı.Sonucu görünce susmak zorunda kaldı.Babam ve annem sene boyunca bana 345 al seni istediğin yere tatile götürelim diye söz vermişlerdi,biraz daha benim 345 yapamayacağıma güvenerek.345'i benim de gözüm yememişti açıkçası 340 yapalım şu sınırı diye anlaşmaya çalışıyordum.Sene boyunca zaten en yüksek 271 yapmıştım.Allah'ın işine bakın ki tam 345 aldım.Anne ve babasının sözünü dinleyen genç :P 350 deseydiniz 350 yapardım diye dalga geçtim hatta :)) Onlarda keşke 350 deseydik diye yersiz bi üzüntüye kapıldılar.
-Tercihleri yapmak için tatili yarıda kesmek zorunda kaldık,Sivas'tan erken ayrılmak kötüydü sevdiklerim ordaydı,o zamanlar en çok sevdiğim kişi de.Annem müdürümüz Nurettin Eşiyok'u aramış o da "Gelin burda yapın,orda yapıp yanlışlık çıkarsa sorumluluk tamamen size ait,burda bütün sorumluluğu ben üstüme alıyorum." deyip annemi gaza getirmişti.Halbuki internetten kendimiz de yapabiliyorduk kodları girince şak diye çıkıyodu zaten.27 Temmuz'da hayatımın en güzel günlerinden birini yaşadım-bir çok ilklere sahne oldu o gün-X'e teşekkür ediyorum.
Tercihlerden ilk 5ini Ankarayı yapmıştım.Ankara gelme olasılığı %100dü.
1-Odtü İşletme
2-Ankara Hukuk
3-Odtü Uluslararası İlişkiler
4-Gazi Hukuk
5-Odtü Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
6-İstanbul Hukuk
7-Marmara Hukuk
8-Uludağ Hukuk
9-Konya Hukuk
diye gidiyordu 11 tercih yaptım sanırım.
-Sivastan bağlama aldık,adam bizi baya iyi kazıkladı.Hatta bağlama çalmasını bilen Fatih Dayım'ı bile.Geçen gün teli kopmuştu Bursada bi sazevine götürdük annemle.Adam "Ablacım buna para verdiniz mi?" diye sordu.Annem de "Evet 110 Lira verdik." dedi.Adam "Yazıklar olsun bunu size satan adama,göz göre göre yapılır mı böyle bi sahtekarlık." deyip Sivas'taki adama baya bi sövdü tabi bende.Ben en başından bağlamayı Şenol (Kaya) Hocadan almak istiyordum şöyle 400-500 liralık sağlam güzel bir bağlama.Annemler tabi paraya kıyamadılar gittiler 110 lirayı çöpe attılar resmen.O bağlamadan şu an bağlama sesi çıkmıyo.Ben ağzımla daha normal bağlamaya benzer ses çıkarıyorum.
-Bursa'da Şenol ve Selda Hocam'dan 1 Ay Bağlama dersi aldım ve bağlamaya ilk adımı böylece atmış oldum.Keşke Ankara'da da onlar gibi güzel hocalar bulup devam edebilseydim ama burda THBT'de bağlama öğrenmem çok yavaş gidiyor.Haftada 1 gün,bazen tatillere falan kaynıyor.
-Öss Sonrası Satı Hardal Yıldız hocamızın şefliğinde THM Koromuz Kahramanmaraş'ta Türkiye 3.sü oldu.Hocamız solo olarak beni (ilk başta Keklik Gibi Kanadımı Süzmedim sonra Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün) ve Meltem'i(Taş) (Feracemin Ucu Sırma) düşündü.Eğer girseydim benim için büyük bir deneyim olurdu.Hocamızın takdiriyle yanlızca koro olarak katıldık.Mart veya Nisan'da da Bursa 1.si olduk onu atladım galiba.Büyük bir olay ama Türkiye 1.si olduğunuz zaman Bursa 1.liği size küçük bir olaymış gibi geliyor :))
-Ağustos Ayı genel olarak normal geçti.21 Ağustos'ta Ramazan Ayı başladı,oruç tutmaya başladık.Evde olduğum için güzel ama sıcaklara denk geldiği için zor bir Ramazandı.Tercih sonuçları da bu ayda açıklanmıştı galiba.Odtü İşletme'yi 0,7 Ankara Hukuk'u da 0,001 puanla kaçırıp Odtü Uluslararası İlişkiler'e yerleştim.Artık Odtü'lü olmuştum :))
-2 Eylül'de kayıt oldum.8 ve 10 Eylül'de İngilizce Yeterlilik sınavlarına girdim.Elementary grubuna düştüm.10 Eylül'de X'le ayrıldık 107 gün birlikte olmuştuk 3,5 aya yakın,uzun bir süre gerçekten,onu çok sevdim,hayatta mutluluklar diliyorum.
-Eylül'ün sonu ve Kasım genel olarak Odtü'yü tanıma zamanlarımdı.Motor Sporları Topluluğu'nun THBT'nin toplantılarına katıldım.Sinema Topluluğu'nun film gösterilerine gittim.25 Kasım'da Most'un düzenlediği GoKart turnuvasına katıldım.Katılım ücreti 25 liraydı,bir öğrenci için fazla bi ücret.Tek amacım ilk turda elenmemekti verdiğim para boşa gitmesin diye :)) Beyazıt (Aydın) da katıldı beraber gittik.Pist baya büyüktü ama araçlarda sorun vardı.Hızlar ve özellikler aynı değildi bazı sürücülerin araçları daha startta arıza yaptı.Ben ilk turu geçtim 3.oldum sanırım 8 kişi içinde.Çeyrek finale çıktım.Koltuklar baya sert ve konforsuzdu.Arka kısım sırtımı resmen oymuştu zaten zayıfım sırtımda deri yok direk kemiklerden başlıyor.Kemiklerim kırılma noktasına geldi.Neyse çeyrek finalde yarıştığım araç baya baya kötüydü.Sırtım zaten ağrımaya başlamıştı.Sol bel kemiğim de sağa sola döndükçe bi yere çarpıyordu titriyordu zaten araba.5.oldum sanırım elendim yani :)) Yurda gelip vucüduma bakınca dediğim yerlere kan oturduğunu gördüm.2 hafta geçmedi sanırım 1 hafta da ağrısını çektim.
-6 Kasım'da Odtü'deki ilk Midterm'u oldum.İngilizce Yetersizlik Sınavlarındaki başarısızlığımın devam etmesini istemiyordum neyse ki iyi bi not geldi :))21 Kasım'da Koro Şefimiz Talip Hocamız bizi Türkü Bar'a götürdü.Çok güzel bir gece olacağı belli iken ilgi çekmek isteyen bazı dengesizler gecenin güzelliğini az da olsa kaçırmayı başardı. Tebrik ediyoruz onları.
-1 Aralık Dünya Aids gününde Mimarlık Amfisinde Seminer vardı.Herkese kondom dağıttılar.Aids konusunda bilinçlendim diyebilirim.Evlilik öncesi ilişkiyi hiç onaylamayan biri olarak fikrimin doğruluğunu birkez daha gördüm.2 Aralık'ta "Boys Don't Cry" diye kült bi film izledim :) Deneyim oldu iyi oldu.3 Aralık'ta MM 25'de Burcu Esmersoy söyleşisi vardı.Ona katılıp Burcu Esmersoy'u canlı olarak gördüm.Güzel,hoşsohbet,güleryüzlü ve açıksözlü bir bayan.14-15 Aralık'ta KKM'de Teknogirişim Zirvesi vardı.Türkiye'nin en zeki insanlarından biri olan Emrehan Halıcı'yla fotoğraf çektirdim kartvizitini aldım onu canlı olarak dinleme fırsatı buldum.Emre Sokullu ve Ufuk Tarhan'ı dinledim.Emre Sokullu gerçekten konuşmasını bilmeyen biri.1 saate yakın konuştu saysam 500 kere ııı demiştir abartısız,mengene getirip sıksanız insanları o kadar sıkılmazlardı.Ufuk Tarhan Odtü İşletme mezunuymuş o da baya ufkumu açtı.5 oturuma katıldım sertifika vereceklerdi 2 haftayı geçti ortada sertifika adına birşey yok!
-26 Aralık Korkusu Gecesi diyorum anlatılmaz yaşanır diyorum
2009 deyince aklıma güzel bir yıl geliyor.Üniversiteyi kazandığım,aşk konusunda şanslı olduğum yepyeni heyecanların olduğu bir yıl.2009'u unutmayacağım.
31 Aralık 2009 Perşembe
30 Aralık 2009 Çarşamba
Seçmece
İki tane kör oturmuş masada üzüm yiyorlarmış.Kısa süre sonra körün biri diğerine "İkişer ikişer yeme" demiş.Diğer kör de "Nerden biliyorsun ikişer ikişer yediğimi?" demiş.Ötekisi de cevap vermiş "Ben öyle yiyorum ya.
Kürdün biri karısıyla şehre gelmiş.Karısını civardaki tanıdık evlerden birine bırakıp işlerini halletmeye gitmiş.İşleri bitip karısını almaya gelince,tanıdığının evini unutmuş.Sokaktan bir evin kapısını çalmış.Açan adama "Sizde fazla kari bulunur mu?"deyince.Adam bunun ağzını burnunu kırmış.
Adamın biri Kangal Köpeği almış.Kuyruğu yamukmuş düzeltmek istiyormuş.Ne yapayım ne yapayım diye düşünürken arkadaşları "Tel tak,düzelir." demişler.Adam köpeğin kuyruğuna tel takmış.6 ay sonra bir çıkarmış hala yamuk.
Kaynak:Mehmet Aydın(Mehmet Dayım)
Kürdün biri karısıyla şehre gelmiş.Karısını civardaki tanıdık evlerden birine bırakıp işlerini halletmeye gitmiş.İşleri bitip karısını almaya gelince,tanıdığının evini unutmuş.Sokaktan bir evin kapısını çalmış.Açan adama "Sizde fazla kari bulunur mu?"deyince.Adam bunun ağzını burnunu kırmış.
Adamın biri Kangal Köpeği almış.Kuyruğu yamukmuş düzeltmek istiyormuş.Ne yapayım ne yapayım diye düşünürken arkadaşları "Tel tak,düzelir." demişler.Adam köpeğin kuyruğuna tel takmış.6 ay sonra bir çıkarmış hala yamuk.
Kaynak:Mehmet Aydın(Mehmet Dayım)
24 Aralık 2009 Perşembe
Akla anıları getiren müzikler
Bana çoğu kimse demiştir.Ne kadar geniş şarkı sözü hafızan var,gerekli gerekli bütün şarkıları biliyorsun diye.Şu dünyada evet benim bu konuda bir yeteneğim var diyebileceğim en sağlam konulardan biri:Müzik,alet çalmada daha o yetenek var mı yok mu bilmiyorum ama,söyleme ve ezberleme konusunda evet.Bi şarkıyı 2-3 kere dinlerim şarkının omurgası oturur,daha sonra bi 2-3 sefer daha dinledikten sonra o şarkı artık benimdir.
Çok küçük yaşlardan beri müzik dinlerim.1. sınıftan 8.sınıfa dek annem-babam işe,ablam da okula giderdi.Öğlenci olduğum zamanlar annemle kalkar kahvaltı yapardık veya Semiha anneannemgilde kahvaltımı yapar yine eve çıkardım.Saat 8-8:30 gibi ev boşalır,evde tek başıma kalırdım.Bazen ders çalışırdım çoğu zaman da televizyondan müzik dinler veya çizgi film izlerdim(Pokemon,Tsubasa vs).Sabahcı olursam daha az dinlerdim ama yine de dinlerdim.
-Yine hafta içi günlerden biri.Babam işe ablam okula gitmiş,annem de 5 dk içinde çıkacak.Ben oturma odasındayım,tv açık.Annem de sonunda evden gidiyor,gitmeden önce öpüyor beni,"Derslerine iyi çalış oğlum hadi görüşürüz." deyip kapıyı çekiyor..Ben televizyonun başına geçiyorum:Candan Erçetin-Yalan .O dönemler Ankara-Sivas arası sık otobüs yolculuğu yapardım.Klip gece gidilen otobüs yolculuğu hakkında ,uzun süredir izlemedim ama hatırlıyorum.Yaşlı bir kadın var kuşunu kafeste seviyor,otobüs hala gitmekte gitmekte,beyaz şeritler birbirini takip ediyor,hiç bitmeyecekmiş gibi gelen yollar,yollar..Sözlerini de bir yandan aklıma yazıyorum
Geri döndüren gördün mü geçmişi
Boşa soldurdun o nazlı gençliği
Bir avuç toprak için yor kendini
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Zaman kendine benzetmez herkesi
Hesapsız açar baharlar pembeyi
Açmadığın dalda sözün geçer mi
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Sitem etme haberi yok dağların
Ellerini gözlerinle bağladın
Faydası yok geç kalınmış figanın
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Sözleri de beni bayağı etkiliyor ki,o küçük ufak aklımla biryandan klibi izliyorum,bir yandan sözleri kendime yoruyorum,derin bir nefes çekiyorum.Artık 30 yıl geçse bile her bu şarkıyı duyduğumda film sahnesi gözümün önüne gelecek,biliyorum
-Lisedeki koro türkülerini yazmaya kalksam,2 senelik koro anılarımı yazmak demek olacak o da anlatılmaz yaşanır o yüzden sadece türkü isimlerini veriyorum.
Sivas'ta:Dost Dost Diye Hayalına Yeldiğim,Başımda Altın Tacım,Salında Gel,Osmanımın Mendili Saman Sarısı.
Kahramanmaraş'ta:Vay Bana Vaylar Bana(Bu türkü bizi ne zorlamıştı ya),Çiçekler İçinde Menevşe Baştır,Gine Dertli Dertli İniliyorsun,Serenler Serenler
-2009 Mayıs,Öss'ye yaklaşırken artık okuldan rapor aldık,dersaneye devam ediyoruz.Emre'nin(Büyükkarabostanoğlu,kendisi şu an Marmara Üniversitesi'nde Hukuk okuyor selam ediyorum ona) ailesi bizi yemeğe çağırdı,yani bizi derken sınıftan kim gelirse.Faruk(Görmüş,İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk) ve ben davete icabet ettik.Sınav vardı sanırım o gün,sınavdan çıktık gidiyoruz.O günlerde de Gülben Ergen&Oğuzhan Koç Giden Günlerim Oldu baya çalıyor etrafta.Bende mp3 e atmıştım.Yolda aklıma geldi açayım da dinleyeyim diye.Baya sardı beni şarkı giderken 6-7 kere dinledim üst üste,alınca belleğe söylemeye falan da başladım.Emre'nin de hoşuna gitmiş şarkı,eşlik etti bana,söyleye söyleye gittik.Yani olay pek ne bileyim diğer günlerden aylardan farklı değil ama,hafızama kazındı yine.Bu şarkıyı her duyduğumda bu olay gelir aklıma.Güzel bi yemek olmuştu annesiyle,babasıyla,kardeşiyle tanışmıştık.Annesi çok güzel yemekler yapmıştı,çok teşekkür ediyorum bir kez daha :)
-2004 Haziran.Ablam Fen Lisesi'nden mezun olmuş,yıl sonu balosunu Sivas Büyük Otel'de veriyor okul.Artık saat gece 12ye doğru geliyor ablamı alacağız.Babam Opel Astramızı İstasyon Caddesi'nde Büyük Otel'in karşısına park ediyor.Annem babamın yanındaki koltukta ben arkadayım.Çok beklemişiz olacağız ki ben ablama sitem ediyorum.Radyo açık.O anda Seden Gürel-Sebebim Aşk çalmaya başlıyor.
Ben aniden susuyorum şarkıya odaklanıyorum.Şarkı bayağı hoşuma gidiyor,eve gidince de yine çok dinleyeceğim biliyorum ve sahne hafızamda.
-İlkler unutulmaz veya zor unutulur.İlk kız arkadaşıma söylediğim şarkılar da öyle.Ona çok şarkı-türkü söyledim.Çam Kolonyası'nın bizim için yeri ayrıydı ama benim için en akılda kalanı,kalbe yer edeni Şafak Türküsü.Yenişehirdeki Dökmetaş Camii'nin ordayız.Çimlerde oturuyoruz.Konuya girmeyeceğim.O ağlıyor bende ağlıyorum.Elimi saçında gezdiriyorum.Gözyaşlarımla birlikte ağzımdan Şafak Türküsü çıkıyor.
Saclarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama.
Çok küçük yaşlardan beri müzik dinlerim.1. sınıftan 8.sınıfa dek annem-babam işe,ablam da okula giderdi.Öğlenci olduğum zamanlar annemle kalkar kahvaltı yapardık veya Semiha anneannemgilde kahvaltımı yapar yine eve çıkardım.Saat 8-8:30 gibi ev boşalır,evde tek başıma kalırdım.Bazen ders çalışırdım çoğu zaman da televizyondan müzik dinler veya çizgi film izlerdim(Pokemon,Tsubasa vs).Sabahcı olursam daha az dinlerdim ama yine de dinlerdim.
-Yine hafta içi günlerden biri.Babam işe ablam okula gitmiş,annem de 5 dk içinde çıkacak.Ben oturma odasındayım,tv açık.Annem de sonunda evden gidiyor,gitmeden önce öpüyor beni,"Derslerine iyi çalış oğlum hadi görüşürüz." deyip kapıyı çekiyor..Ben televizyonun başına geçiyorum:Candan Erçetin-Yalan .O dönemler Ankara-Sivas arası sık otobüs yolculuğu yapardım.Klip gece gidilen otobüs yolculuğu hakkında ,uzun süredir izlemedim ama hatırlıyorum.Yaşlı bir kadın var kuşunu kafeste seviyor,otobüs hala gitmekte gitmekte,beyaz şeritler birbirini takip ediyor,hiç bitmeyecekmiş gibi gelen yollar,yollar..Sözlerini de bir yandan aklıma yazıyorum
Geri döndüren gördün mü geçmişi
Boşa soldurdun o nazlı gençliği
Bir avuç toprak için yor kendini
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Zaman kendine benzetmez herkesi
Hesapsız açar baharlar pembeyi
Açmadığın dalda sözün geçer mi
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Sitem etme haberi yok dağların
Ellerini gözlerinle bağladın
Faydası yok geç kalınmış figanın
Dünyada ölümden başkası yalan
Yalan başkası yalan
Sözleri de beni bayağı etkiliyor ki,o küçük ufak aklımla biryandan klibi izliyorum,bir yandan sözleri kendime yoruyorum,derin bir nefes çekiyorum.Artık 30 yıl geçse bile her bu şarkıyı duyduğumda film sahnesi gözümün önüne gelecek,biliyorum
-Lisedeki koro türkülerini yazmaya kalksam,2 senelik koro anılarımı yazmak demek olacak o da anlatılmaz yaşanır o yüzden sadece türkü isimlerini veriyorum.
Sivas'ta:Dost Dost Diye Hayalına Yeldiğim,Başımda Altın Tacım,Salında Gel,Osmanımın Mendili Saman Sarısı.
Kahramanmaraş'ta:Vay Bana Vaylar Bana(Bu türkü bizi ne zorlamıştı ya),Çiçekler İçinde Menevşe Baştır,Gine Dertli Dertli İniliyorsun,Serenler Serenler
-2009 Mayıs,Öss'ye yaklaşırken artık okuldan rapor aldık,dersaneye devam ediyoruz.Emre'nin(Büyükkarabostanoğlu,kendisi şu an Marmara Üniversitesi'nde Hukuk okuyor selam ediyorum ona) ailesi bizi yemeğe çağırdı,yani bizi derken sınıftan kim gelirse.Faruk(Görmüş,İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk) ve ben davete icabet ettik.Sınav vardı sanırım o gün,sınavdan çıktık gidiyoruz.O günlerde de Gülben Ergen&Oğuzhan Koç Giden Günlerim Oldu baya çalıyor etrafta.Bende mp3 e atmıştım.Yolda aklıma geldi açayım da dinleyeyim diye.Baya sardı beni şarkı giderken 6-7 kere dinledim üst üste,alınca belleğe söylemeye falan da başladım.Emre'nin de hoşuna gitmiş şarkı,eşlik etti bana,söyleye söyleye gittik.Yani olay pek ne bileyim diğer günlerden aylardan farklı değil ama,hafızama kazındı yine.Bu şarkıyı her duyduğumda bu olay gelir aklıma.Güzel bi yemek olmuştu annesiyle,babasıyla,kardeşiyle tanışmıştık.Annesi çok güzel yemekler yapmıştı,çok teşekkür ediyorum bir kez daha :)
-2004 Haziran.Ablam Fen Lisesi'nden mezun olmuş,yıl sonu balosunu Sivas Büyük Otel'de veriyor okul.Artık saat gece 12ye doğru geliyor ablamı alacağız.Babam Opel Astramızı İstasyon Caddesi'nde Büyük Otel'in karşısına park ediyor.Annem babamın yanındaki koltukta ben arkadayım.Çok beklemişiz olacağız ki ben ablama sitem ediyorum.Radyo açık.O anda Seden Gürel-Sebebim Aşk çalmaya başlıyor.
İnsafa gel al yanına, yaşıyorsam aşk sebebim
Durmadın yürüdün kanıma dön gel affettim
Yüreğim ağır ağrısına dayanırsam aşk sebebim
Ödedim düşeni payıma dön gel affettim
Ben aniden susuyorum şarkıya odaklanıyorum.Şarkı bayağı hoşuma gidiyor,eve gidince de yine çok dinleyeceğim biliyorum ve sahne hafızamda.
-İlkler unutulmaz veya zor unutulur.İlk kız arkadaşıma söylediğim şarkılar da öyle.Ona çok şarkı-türkü söyledim.Çam Kolonyası'nın bizim için yeri ayrıydı ama benim için en akılda kalanı,kalbe yer edeni Şafak Türküsü.Yenişehirdeki Dökmetaş Camii'nin ordayız.Çimlerde oturuyoruz.Konuya girmeyeceğim.O ağlıyor bende ağlıyorum.Elimi saçında gezdiriyorum.Gözyaşlarımla birlikte ağzımdan Şafak Türküsü çıkıyor.
Saclarina yildiz düsmüs
Koparma anne aglama.
23 Aralık 2009 Çarşamba
Delirdim evet evet delirdim.
Salı günü öğleden sonra 4 suları kampüsten çıktım alışveriş yapmaya 100. Yıl'daki alışveriş merkezlerine gidiyorum.Kavşağın çevresinde Tansaş,Peynirci,Bim ve Çağdaş olmak üzere 4 tane market var.Peynirci'ye girdim.Reçel almak için aranıyorum nerde reçel diye.Kulağıma Mustafa Özarslan'ın söylediği Arayı Arayı türküsü geldi.Allah Allah diyorum marketin genel hoparlörlerinden bu türküyü çalmaları biraz ilginç,genelde hep pop tarzı müzikler çalınır,powertürkten falan.Neyse güzel bi gelişme dedim,insanların özlerini keşfetmeleri için =) Düşünüyorum,bi yandan da eşlik etmeye başladım.Neyse Peynirci'de işim bitti,ödedim parayı çıktım.Bim'e girdim,ekmek falan alacağım.Kapıdan girdim elimde Peynirci'nin poşetleri var.Ekmeklerin olduğu dolap hemen kapının birkaç adım ötesinde.Hemen kapının yanında da çalışan bi bayan çömelmiş sırtı bana dönük reyonu düzeltiyor,diziyor.Ana bi baktım yine Mustafa Özarslan ama bu sefer Halay Potpori çalıyor.Bu kadar da tesadüf olmaz diyorum yani,yoksa radyo yayını falan mı dedim,Trt Türkü(Ankara 107,8) falan mı çalıyor,Peynirci'de de Mustafa Özarslan çalıyordu çünkü.Tavana baktım müzik yayını yapılacak hoparlörler yok sadece lambalar var.Allah'ım aklıma mukayyet ol diyorum.Bi baktım kadın arkasını dönmüş bana bakıyor.Tavana bakıyorum falan elimdeki poşetleri yere bıraktım,ne yapıyor bu diye.Ses benden geliyor o kesin ama nerde.Mp3'ü de odada bıraktım biliyorum.Telefonun ekranına bakıyorum birşey yok.Ceplerimi karıştırdım ses çıkaracak birşey yok.Montun ceplerini kaldırdım kulağıma götürüyorum ordan da ses gelmiyor.DELİRDİM EVET EVET DELİRDİM.Ama hala Halay Potpori çalıyor ve Arayı Arayı'yla birlikte ikisi benim müzik listemde olan türküler etrafta kimse yok sesin benden çıktığı kesin.Allah'ım nerden geliyor bu ses.Harbi harbi 2 dk durdum olduğum yerde vucüdumdan nerden ses çıktığını bulmaya çalışıyorum.Kadına soracaktım az kala beni bi dinler misiniz bu ses nerden geliyor diye,o derece manyak bi durum.Lan nerden geliyo bu ses.Neyse en son çıkar bi yerden deyip yürüdüm marketin içlerine doğru.Allahım aklıma geldi birden.Market yolundayken telefona atmıştım Olgun Şimşek'in Kapalı Çarşı dizisinde söylediği Üflediler Söndüm şarkısını,merak ediyordum,onu açıp dinlemiştim,herkes facebookta paylaşıyor diye.O ara annem mesaj atmıştı ona bakarken kapatmayı unutmuştum.Telefondan geliyordu ses.Açtım telefonu ekranda çalan müziği gösteriyor,Mustafa Özarslan Halay Potpori.Halime nasıl bir tepki vermeli bilemedim.Rahatlamak.Evet rahatladım vucüdumdan artık ses çıkmadığı için rahatladım.Dalgınlık.Bir de dalgınlık var tabi,o çorba kafanın verdiği dalgınlık.
Ödedim parayı çıktım gittim.Attım kendimi kampüs yolunun soğuğuna kendime geldim biraz.
Ödedim parayı çıktım gittim.Attım kendimi kampüs yolunun soğuğuna kendime geldim biraz.
21 Aralık 2009 Pazartesi
Şakir Dedem'in Vefatı
Şakir Dedem,anneannemin öz kardeşi yani annemin dayısı.Haberi perşembe günü Semi'den (kuzen) aldım.Cuma günü Midterm olmasa perşembe günü haberi aldığım gibi gece biner giderdim.Mecbur sınavı bekledim.Bir de o kafayla sınava girdim nasıl geçti güzel geçti diyelim.16:30 Sivas Tur otobüsüyle gittim yaklaşık 8 saat sürdü yolculuk baya bir dur kalk yaptı otobüs.23:15 de Sivas'taydım.Anneannemgile gittim direk,Semi beni karşıladı beraber gittik.Anneannemgilde,annem dayım teyzem eniştem baya bi tanıdık vardı.Onlarla hasret gidermek tabi güzeldi ama herkesin gözü yaşlıydı görebiliyordum.Anneannem baya bi çökmüştü hem sesinden de gayet net anlaşılıyordu.Abisi artık onunla değildi gayet doğaldı da zaten.Sarıldım ona.Ben anneannemi hep çok özlerim doyamadım çok sarıldım, daha da çok sarıldım.Annem de haberi alır almaz gelmişti Sivas'a.Ana oğul Sivas'ta hasret giderdik.Onun da gözleri kızarmıştı telefonda anlamıştım sesi değişmiş çok ağladığı için burnu ve genzi sesini etkilemişti.
Ertesi sabah Ulaş'a gittik.Asıl üzüntü burda başladı.Cenaze evine girdim.İstanbul'dan merhumun oğulları kızı dahil birçok tanıdık gelmişti.Herkes şaşırdı beni gördüklerine.Ankara'dan yanlız gelmem şaşırtmıştı.Niye canım?Niye gelmiyorum sevdiğim bi dedemi kaybetmişim 7 saatlik bi kısa yolum var uzak yerde değilim,onun acısını paylaşmaya geldim.Şakir Dedem'in Cemal Dedem(Cd),Nuriye anneannem(Na),Duriye anneannem(Da) ve anneannem(a) olmak üzere 4 tane kardeşi var.En çok Na ile a yıkılmışlardı.Na'in bu kadar üzüleceğini tahmin etmemiştim.A'e sakinleştirici iğne yapmışlardı o biraz daha uçuşlardaydı ama;Na feryatlarıyla ağlamalarıyla gerçekten yüreğimi burktu,ona da doyasıya sarıldım acısını içinden söküp çıkarabilseydim keşke.Şakir Dedem'in eşi olabildiğine sakindi şaşırmıştım.Ağlamıyordu ev işlerine falan yardım ediyordu hatta.Beni gördü "Sende mi geldin yavruum,Şakir dedeni seviyordun değil mi (kafa sallıyorum) hoşgeldin yavruum,babanda Şakir dedeni çok severdi."Son cümle beni hüngür hüngür ağlatmaya yetti.Babam okulu olduğu için gelememişti,onu da çok özlemiştim.Ve biliyordum Şakir Dedemle babamın iyi anlaştıklarını.Babam ona takılır şaka yapar o da gür sesiyle kızar "Sus ulan Mal!" meşhur sözüyle babamın şakalarına kızar ama beraber gülerlerdi.Babam da gelseydi keşke,onu ben temsil ettim gibi birşey oldu.Annem ve ben vardık bizim aileden.Ablam zaten Allahlık hastanede amele gibi çalışıyor nöbetleri vs,baya yoğun kendileri.
Cenaze evi dolup dolup boşalıyordu.Kaç kişiyle tokalaştım selamlaştım bilmiyorum saymadım.Bazıları yakın bazıları uzak akraba herkesle tanışıyormuşum gibi tokalaştım öpüştüm taziye dilediler,yeri geldi ben onlara diledim.
Pazar günü yemek verildi.Kavurma,pilav,helva ve ayran.Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım çöpleri topladım masaları sildim.Yoruldum.Baya bi kişi doydu Şakir dedem aç yetim doyurma ve borç emanet konusunda olabildiğine sadıktı.Onun ruhunu rahat ettirdik biliyorum.
Yemek sonrası Selahattin dayımın VW Transporter'ına doluşup mezara gittik.Kimler vardı tam hatırlayamıyorum.Na,Da,Hamiyet teyzem,Ali dayım,Türker abim ve bikaç kişi daha.Mezarlığa girdiğimiz an Na feryat etmeye başlamıştı.Ulaş baya soğuktu.Kuru ayaz,Sivas'ın resmi havası. Mezarlık Tecer Dağı'nın karlı zirvesine ve bozkır yamaçlarına bakıyor ova'da dümdüz kurulmuş.Mezarlık daha dolmamış ilerde boşluklar var.Arabadan indik Na mezarlığın başına gidip dizlerinin üstüne çöktü,yüzünü toprağa dayayarak bağırmaya başladı,toprağın altındakinin onu duyabildiğini bilerek(bkz. Sağ tıkla yeni pencerede aç )."Gardaaş niye bizi bırakıp gittin,gardaaş seni burda bırakır nasıl gideriz,gardaaş dizlerin üşür senin bu soğuklarda da üşüyor mu gardaaş,gardaaş Tecer'in karlı dağları seni de mi yanına aldı gardaaş."Çok acı bir olay ölüm.Orda olan herkes ağladı.Bende dahil.Toprakaltında yatanın bir daha bu dünyaya gelmeyeceğini,onu göremeyeceğini,onla konuşamayacağını bilmek.Ağlamak rahatlatır insanı.Na çok ağlamıştı artık ağlayamıyordu."Niye ağlayamıyorum ben gardaaş."O "gardaaşş"lar var ya feryatların şahı oldu o an.Na her gardaaşş deyişinde herkesin kalbine bir hançer saplandı.Ali dayımın (merhumun oğlu) ilk kez orda ağladığını gördüm.Babasının mezarı başında.Onun yerine kendimi koymayı istemiyorum.Allah babama ve bütün sevdiklerime hayırlı ömürler ve gecinden bir ölüm versin. Ben babamı artık daha çok seviyorum.Birilerinin gittiğini görmek ve sıranın bir gün yakınlarına hatta sana geleceğini bilmek insanı olgunlaştırır.Nitekim bana da öyle oldu.Cumartesi günüydü sanırım,Ulaş'ın Merkez Camisinin imamı yarım saat,45 dk kadar konuştu vaaz şeklinde.Ufkum açıldı,düşünce dünyam genişledi.Dinledikçe dinleyesim geldi.Ölüm konusundan bahsetti,dünya hayatından bahsetti.Vefattan kişisel olarak kazandığım birçok + ya,olgunlaşmaya vesile oldu.Allah razı olsun(Amin).Na baya bir ağladı sonra sonra.Gözyaşı pınarları açıldı,tabi bizimde,o feryatlar,o an ki hisler.Benim en çok mezarlığın yeri ilgimi çekti.Tecer karşıda,karlar dağı sarmış,hava soğuk,herkes mezarında yanlız yatıyor,kar ovaya da yağacak gibi,çok ürkütücü bir his.Orda kıyamete kadar yatmak,yanlız,gece,kar,kış demeden.Aklıma Karlı Dağlar Karanlığını Bastı Mı türküsü geldi,dilimde mırıldanıyordum bir feryat gibi.Ağladık ağladık ağladık rahatladık yine ağladık rahatladık biraz daha ağladık.
Pazar 4e 5edoğru artık herkes yerine yurduna gitmeye başladı.Malum hafta başlıyor.Gonca Teyzemler geldi gittiler.Hamide Teyzemler gittiler.Dayım 16:00 otobüsüyle gitti.Bu sabah da biz yola çıktık.Ben 15:00de yurttaydım.
"Eğer siz, lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız, bu kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça anın!
Kabir her gün şöyle konuşur:
"Ben, gurbet eviyim. Ben, içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben, içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim."
inanmış bir kul gömülünce, kabir ona şöyle der:
"Merhaba, hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin."
Sonra o kabir genişler, genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.
Azgın ve kâfir kula gelince, kabir ona şöyle seslenir: "Sana ne merhaba, ne hoş geldin, ne safa geldin! Çünkü sen, üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana geldin, sana yapacaklarımı göreceksin."
Ondan sonra üzerine abanacak, sıkacak, sıkacak kaburgaları birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse, yerde hiçbir şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için dirilinceye kadar, onun etinden koparacak, onu sokacaklar.
Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."
Gelmiş geçmiş bütün müminlere Yüce Rabb'im merhamet ve rahmet eylesin(Amin)
Ertesi sabah Ulaş'a gittik.Asıl üzüntü burda başladı.Cenaze evine girdim.İstanbul'dan merhumun oğulları kızı dahil birçok tanıdık gelmişti.Herkes şaşırdı beni gördüklerine.Ankara'dan yanlız gelmem şaşırtmıştı.Niye canım?Niye gelmiyorum sevdiğim bi dedemi kaybetmişim 7 saatlik bi kısa yolum var uzak yerde değilim,onun acısını paylaşmaya geldim.Şakir Dedem'in Cemal Dedem(Cd),Nuriye anneannem(Na),Duriye anneannem(Da) ve anneannem(a) olmak üzere 4 tane kardeşi var.En çok Na ile a yıkılmışlardı.Na'in bu kadar üzüleceğini tahmin etmemiştim.A'e sakinleştirici iğne yapmışlardı o biraz daha uçuşlardaydı ama;Na feryatlarıyla ağlamalarıyla gerçekten yüreğimi burktu,ona da doyasıya sarıldım acısını içinden söküp çıkarabilseydim keşke.Şakir Dedem'in eşi olabildiğine sakindi şaşırmıştım.Ağlamıyordu ev işlerine falan yardım ediyordu hatta.Beni gördü "Sende mi geldin yavruum,Şakir dedeni seviyordun değil mi (kafa sallıyorum) hoşgeldin yavruum,babanda Şakir dedeni çok severdi."Son cümle beni hüngür hüngür ağlatmaya yetti.Babam okulu olduğu için gelememişti,onu da çok özlemiştim.Ve biliyordum Şakir Dedemle babamın iyi anlaştıklarını.Babam ona takılır şaka yapar o da gür sesiyle kızar "Sus ulan Mal!" meşhur sözüyle babamın şakalarına kızar ama beraber gülerlerdi.Babam da gelseydi keşke,onu ben temsil ettim gibi birşey oldu.Annem ve ben vardık bizim aileden.Ablam zaten Allahlık hastanede amele gibi çalışıyor nöbetleri vs,baya yoğun kendileri.
Cenaze evi dolup dolup boşalıyordu.Kaç kişiyle tokalaştım selamlaştım bilmiyorum saymadım.Bazıları yakın bazıları uzak akraba herkesle tanışıyormuşum gibi tokalaştım öpüştüm taziye dilediler,yeri geldi ben onlara diledim.
Pazar günü yemek verildi.Kavurma,pilav,helva ve ayran.Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım çöpleri topladım masaları sildim.Yoruldum.Baya bi kişi doydu Şakir dedem aç yetim doyurma ve borç emanet konusunda olabildiğine sadıktı.Onun ruhunu rahat ettirdik biliyorum.
Yemek sonrası Selahattin dayımın VW Transporter'ına doluşup mezara gittik.Kimler vardı tam hatırlayamıyorum.Na,Da,Hamiyet teyzem,Ali dayım,Türker abim ve bikaç kişi daha.Mezarlığa girdiğimiz an Na feryat etmeye başlamıştı.Ulaş baya soğuktu.Kuru ayaz,Sivas'ın resmi havası. Mezarlık Tecer Dağı'nın karlı zirvesine ve bozkır yamaçlarına bakıyor ova'da dümdüz kurulmuş.Mezarlık daha dolmamış ilerde boşluklar var.Arabadan indik Na mezarlığın başına gidip dizlerinin üstüne çöktü,yüzünü toprağa dayayarak bağırmaya başladı,toprağın altındakinin onu duyabildiğini bilerek(bkz. Sağ tıkla yeni pencerede aç )."Gardaaş niye bizi bırakıp gittin,gardaaş seni burda bırakır nasıl gideriz,gardaaş dizlerin üşür senin bu soğuklarda da üşüyor mu gardaaş,gardaaş Tecer'in karlı dağları seni de mi yanına aldı gardaaş."Çok acı bir olay ölüm.Orda olan herkes ağladı.Bende dahil.Toprakaltında yatanın bir daha bu dünyaya gelmeyeceğini,onu göremeyeceğini,onla konuşamayacağını bilmek.Ağlamak rahatlatır insanı.Na çok ağlamıştı artık ağlayamıyordu."Niye ağlayamıyorum ben gardaaş."O "gardaaşş"lar var ya feryatların şahı oldu o an.Na her gardaaşş deyişinde herkesin kalbine bir hançer saplandı.Ali dayımın (merhumun oğlu) ilk kez orda ağladığını gördüm.Babasının mezarı başında.Onun yerine kendimi koymayı istemiyorum.Allah babama ve bütün sevdiklerime hayırlı ömürler ve gecinden bir ölüm versin. Ben babamı artık daha çok seviyorum.Birilerinin gittiğini görmek ve sıranın bir gün yakınlarına hatta sana geleceğini bilmek insanı olgunlaştırır.Nitekim bana da öyle oldu.Cumartesi günüydü sanırım,Ulaş'ın Merkez Camisinin imamı yarım saat,45 dk kadar konuştu vaaz şeklinde.Ufkum açıldı,düşünce dünyam genişledi.Dinledikçe dinleyesim geldi.Ölüm konusundan bahsetti,dünya hayatından bahsetti.Vefattan kişisel olarak kazandığım birçok + ya,olgunlaşmaya vesile oldu.Allah razı olsun(Amin).Na baya bir ağladı sonra sonra.Gözyaşı pınarları açıldı,tabi bizimde,o feryatlar,o an ki hisler.Benim en çok mezarlığın yeri ilgimi çekti.Tecer karşıda,karlar dağı sarmış,hava soğuk,herkes mezarında yanlız yatıyor,kar ovaya da yağacak gibi,çok ürkütücü bir his.Orda kıyamete kadar yatmak,yanlız,gece,kar,kış demeden.Aklıma Karlı Dağlar Karanlığını Bastı Mı türküsü geldi,dilimde mırıldanıyordum bir feryat gibi.Ağladık ağladık ağladık rahatladık yine ağladık rahatladık biraz daha ağladık.
Pazar 4e 5edoğru artık herkes yerine yurduna gitmeye başladı.Malum hafta başlıyor.Gonca Teyzemler geldi gittiler.Hamide Teyzemler gittiler.Dayım 16:00 otobüsüyle gitti.Bu sabah da biz yola çıktık.Ben 15:00de yurttaydım.
"Eğer siz, lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız, bu kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça anın!
Kabir her gün şöyle konuşur:
"Ben, gurbet eviyim. Ben, içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben, içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim."
inanmış bir kul gömülünce, kabir ona şöyle der:
"Merhaba, hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin."
Sonra o kabir genişler, genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.
Azgın ve kâfir kula gelince, kabir ona şöyle seslenir: "Sana ne merhaba, ne hoş geldin, ne safa geldin! Çünkü sen, üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana geldin, sana yapacaklarımı göreceksin."
Ondan sonra üzerine abanacak, sıkacak, sıkacak kaburgaları birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse, yerde hiçbir şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için dirilinceye kadar, onun etinden koparacak, onu sokacaklar.
Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."
Gelmiş geçmiş bütün müminlere Yüce Rabb'im merhamet ve rahmet eylesin(Amin)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)