21 Aralık 2009 Pazartesi

Şakir Dedem'in Vefatı

Şakir Dedem,anneannemin öz kardeşi yani annemin dayısı.Haberi perşembe günü Semi'den (kuzen) aldım.Cuma günü Midterm olmasa perşembe günü haberi aldığım gibi gece biner giderdim.Mecbur sınavı bekledim.Bir de o kafayla sınava girdim nasıl geçti güzel geçti diyelim.16:30 Sivas Tur otobüsüyle gittim yaklaşık 8 saat sürdü yolculuk baya bir dur kalk yaptı otobüs.23:15 de Sivas'taydım.Anneannemgile gittim direk,Semi beni karşıladı beraber gittik.Anneannemgilde,annem dayım teyzem eniştem baya bi tanıdık vardı.Onlarla hasret gidermek tabi güzeldi ama herkesin gözü yaşlıydı görebiliyordum.Anneannem baya bi çökmüştü hem sesinden de gayet net anlaşılıyordu.Abisi artık onunla değildi gayet doğaldı da zaten.Sarıldım ona.Ben anneannemi hep çok özlerim doyamadım çok sarıldım, daha da çok sarıldım.Annem de haberi alır almaz gelmişti Sivas'a.Ana oğul Sivas'ta hasret giderdik.Onun da gözleri kızarmıştı telefonda anlamıştım sesi değişmiş çok ağladığı için burnu ve genzi sesini etkilemişti.
Ertesi sabah Ulaş'a gittik.Asıl üzüntü burda başladı.Cenaze evine girdim.İstanbul'dan merhumun oğulları kızı dahil birçok tanıdık gelmişti.Herkes şaşırdı beni gördüklerine.Ankara'dan yanlız gelmem şaşırtmıştı.Niye canım?Niye gelmiyorum sevdiğim bi dedemi kaybetmişim 7 saatlik bi kısa yolum var uzak yerde değilim,onun acısını paylaşmaya geldim.Şakir Dedem'in Cemal Dedem(Cd),Nuriye anneannem(Na),Duriye anneannem(Da) ve anneannem(a) olmak üzere 4 tane kardeşi var.En çok Na ile a yıkılmışlardı.Na'in bu kadar üzüleceğini tahmin etmemiştim.A'e sakinleştirici iğne yapmışlardı o biraz daha uçuşlardaydı ama;Na feryatlarıyla ağlamalarıyla gerçekten yüreğimi burktu,ona da doyasıya sarıldım acısını içinden söküp çıkarabilseydim keşke.Şakir Dedem'in eşi olabildiğine sakindi şaşırmıştım.Ağlamıyordu ev işlerine falan yardım ediyordu hatta.Beni gördü "Sende mi geldin yavruum,Şakir dedeni seviyordun değil mi (kafa sallıyorum) hoşgeldin yavruum,babanda Şakir dedeni çok severdi."Son cümle beni hüngür hüngür ağlatmaya yetti.Babam okulu olduğu için gelememişti,onu da çok özlemiştim.Ve biliyordum Şakir Dedemle babamın iyi anlaştıklarını.Babam ona takılır şaka yapar o da gür sesiyle kızar "Sus ulan Mal!" meşhur sözüyle babamın şakalarına kızar ama beraber gülerlerdi.Babam da gelseydi keşke,onu ben temsil ettim gibi birşey oldu.Annem ve ben vardık bizim aileden.Ablam zaten Allahlık hastanede amele gibi çalışıyor nöbetleri vs,baya yoğun kendileri.
Cenaze evi dolup dolup boşalıyordu.Kaç kişiyle tokalaştım selamlaştım bilmiyorum saymadım.Bazıları yakın bazıları uzak akraba herkesle tanışıyormuşum gibi tokalaştım öpüştüm taziye dilediler,yeri geldi ben onlara diledim.
Pazar günü yemek verildi.Kavurma,pilav,helva ve ayran.Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım çöpleri topladım masaları sildim.Yoruldum.Baya bi kişi doydu Şakir dedem aç yetim doyurma ve borç emanet konusunda olabildiğine sadıktı.Onun ruhunu rahat ettirdik biliyorum.
Yemek sonrası Selahattin dayımın VW Transporter'ına doluşup mezara gittik.Kimler vardı tam hatırlayamıyorum.Na,Da,Hamiyet teyzem,Ali dayım,Türker abim ve bikaç kişi daha.Mezarlığa girdiğimiz an Na feryat etmeye başlamıştı.Ulaş baya soğuktu.Kuru ayaz,Sivas'ın resmi havası. Mezarlık Tecer Dağı'nın karlı zirvesine ve bozkır yamaçlarına bakıyor ova'da dümdüz kurulmuş.Mezarlık daha dolmamış ilerde boşluklar var.Arabadan indik Na mezarlığın başına gidip dizlerinin üstüne çöktü,yüzünü toprağa dayayarak bağırmaya başladı,toprağın altındakinin onu duyabildiğini bilerek(bkz. Sağ tıkla yeni pencerede aç )."Gardaaş niye bizi bırakıp gittin,gardaaş seni burda bırakır nasıl gideriz,gardaaş dizlerin üşür senin bu soğuklarda da üşüyor mu gardaaş,gardaaş Tecer'in karlı dağları seni de mi yanına aldı gardaaş."Çok acı bir olay ölüm.Orda olan herkes ağladı.Bende dahil.Toprakaltında yatanın bir daha bu dünyaya gelmeyeceğini,onu göremeyeceğini,onla konuşamayacağını bilmek.Ağlamak rahatlatır insanı.Na çok ağlamıştı artık ağlayamıyordu."Niye ağlayamıyorum ben gardaaş."O "gardaaşş"lar var ya feryatların şahı oldu o an.Na her gardaaşş deyişinde herkesin kalbine bir hançer saplandı.Ali dayımın (merhumun oğlu) ilk kez orda ağladığını gördüm.Babasının mezarı başında.Onun yerine kendimi koymayı istemiyorum.Allah babama ve bütün sevdiklerime hayırlı ömürler ve gecinden bir ölüm versin. Ben babamı artık daha çok seviyorum.Birilerinin gittiğini görmek ve sıranın bir gün yakınlarına hatta sana geleceğini bilmek insanı olgunlaştırır.Nitekim bana da öyle oldu.Cumartesi günüydü sanırım,Ulaş'ın Merkez Camisinin imamı yarım saat,45 dk kadar konuştu vaaz şeklinde.Ufkum açıldı,düşünce dünyam genişledi.Dinledikçe dinleyesim geldi.Ölüm konusundan bahsetti,dünya hayatından bahsetti.Vefattan kişisel olarak kazandığım birçok + ya,olgunlaşmaya vesile oldu.Allah razı olsun(Amin).Na baya bir ağladı sonra sonra.Gözyaşı pınarları açıldı,tabi bizimde,o feryatlar,o an ki hisler.Benim en çok mezarlığın yeri ilgimi çekti.Tecer karşıda,karlar dağı sarmış,hava soğuk,herkes mezarında yanlız yatıyor,kar ovaya da yağacak gibi,çok ürkütücü bir his.Orda kıyamete kadar yatmak,yanlız,gece,kar,kış demeden.Aklıma Karlı Dağlar Karanlığını Bastı Mı türküsü geldi,dilimde mırıldanıyordum bir feryat gibi.Ağladık ağladık ağladık rahatladık yine ağladık rahatladık biraz daha ağladık.
Pazar 4e 5edoğru artık herkes yerine yurduna gitmeye başladı.Malum hafta başlıyor.Gonca Teyzemler geldi gittiler.Hamide Teyzemler gittiler.Dayım 16:00 otobüsüyle gitti.Bu sabah da biz yola çıktık.Ben 15:00de yurttaydım.

"Eğer siz, lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız, bu kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça anın!
Kabir her gün şöyle konuşur:
"Ben, gurbet eviyim. Ben, içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben, içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim."
inanmış bir kul gömülünce, kabir ona şöyle der:
"Merhaba, hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin."
Sonra o kabir genişler, genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.
Azgın ve kâfir kula gelince, kabir ona şöyle seslenir: "Sana ne merhaba, ne hoş geldin, ne safa geldin! Çünkü sen, üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana geldin, sana yapacaklarımı göreceksin."
Ondan sonra üzerine abanacak, sıkacak, sıkacak kaburgaları birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse, yerde hiçbir şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için dirilinceye kadar, onun etinden koparacak, onu sokacaklar.
Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur."

Gelmiş geçmiş bütün müminlere Yüce Rabb'im merhamet ve rahmet eylesin(Amin)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder