29 Ağustos 2010 Pazar

Sivas Sözlüğü ve Ağzı

Ellaam ki:İlla
Bayahdan:Az önce
Essah mı:Vallaha mı?
Acıhtıg,ajıhtık:Acıktık
Goğelenmek:Havalanmak
Garaltın gahmaya:Allah belanı vermesin.
Gej:Geç,Pij:Piç
Ağleşmek,Eğlemek:Parketmek,durmak
Çöğdürmek:Tuvalet yapmak
Malamat olmak:Rezil olmak
Göya:Güya
Yuğmak:Yıkamak
Yalunuz:Yanlız
Bibi:Hala
Emmi:Amca
Böğür:Karın boşluğu
Culuk:Hindi
Cücük:Civciv
Çapıt:Bez
Çimmek:Yıkanmak
Zaar:Herhalde
Dummah:Suya dalmak
Dekmik:Tekme
Eccük:Biraz
Enik:Kedi Köpek Yavrusu
Uşah:Çocuk,evlat
Çığırmak:Şarkı Türkü Söylemek
Sumsuh:Yumruk



Adam şo ne yarar ki baba çığsın
Ajlığın var mı etlekmek döktüttürüyüm.
Gardaş neydiyon,iyi gardaş la dığıldanıp duruyoruz
Abooo gıı doğru mu diyon
Geliyoruh,gidiyoruh
Soyhası batasıca
Vay canıı yidiim
Emmin çükünü yesin
Gözüün yağını yediğim

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Güzelleme

Metin ve Can'ın kaleme aldığı bütün dörtlükleri mahlas içeren şahsıma yazılmış "güzelleme"

şah tahaim başım alıp çıksam dağlara,
sazım alıp gitsem viran bağlara,
keçilerim salsam ak ovalara,
istismar eyleyip yalan dünyayı

pir ahmedim sen bu işe ne dersin,
keçilerin sütlerini neylersin,
ezberini aldın değilmi dersin,
istismar eyleyüp yalan dünyayı

tahaim geliyor uzak diyardan,
nede uzun aq boyuna kurban,
anadan geçilir geçilmez yardan,
erzurum dağları geçilmez kardan

diğer bir versiyonu ise:

şah tahaim başım alıp çıksam dağlara,
sazım alıp gitsem viran bağlara,
alsam keçileri göçsem ak ovaya
tarasam kıllarını saçsam platoya

(Tahai= Ahmet Taha YEKELER)

kafiye şeması:coğrafik uyak düzeni
şiirin önemi: coğrafik olarak dağ bağ ova gibi kavramların dışına çıkıp plato terimini halk şiirimize kazandırması
Beste: Mustafa Metin Dede , Can DEĞERLİ

17 Ağustos 2010 Salı

Daha çok acı çekeceğiz

Bugün 17 Ağustos.Büyük Marmara Depreminin tam 11.yıl dönümü.11 yıl geçti ama hala acısını taşıyoruz.Depremin bu denli büyük zararlar vermesinde en büyük pay insanların çoğunlukla da müteahhitlerin.Bu ülkede bir deprem gerçeği her zaman vardı.1509 yılında 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul'da, aralarında Osmanlı hanedanınından bazı kişilerin de bulunduğu 4000'den fazla kişi ölmüş, 1000 ev tamamen yıkılmıştı.Erzincan Depreminde keza 33.000 vatandaşımız vefat etmişti.Hala akıllanmıyoruz hala malzemeden nasıl kısabiliriz,maliyeti nasıl ucuza getirebiliriz,nereye daha ucuza ev mal edebiliriz onun derdindeyiz.Dere yataklarına yapılan evler,yumuşak toprağa yapılan apartmanlar bu ülkede milyonlarca insanın canını yaktı 17 Ağustos'da.Ders almadık.Depremden sonra yıkılan apartmanların davalık olan müteahhitleri bizim mükemmel hukuk sistemimizden nasıl faydalandı sizce?O çürük binaları yapan müteahhitler ya 1-2 ay ceza aldılar sonra o cezalar ertelendi ya da 7,5 yıl süren yargı sürecinden sonra zaman aşımına uğradı davaları.Büyük bir çoğunluğu da Rahşan Affıyla en ufak bir ceza almadan bedel ödemeden siktir oldu gittiler.Geriye ne kaldı? Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur.Yanan yürekler,ağlayan gözler.Doğanın bizim bu aptallığımız karşısında hiçbir suçu yok.Kanun bu,fay hatları oynuyor,sarsılıyor ve deprem oluyor,bir şekilde dünyanın enerjisi boşanıyor.Hala uslanmıyoruz sabah kalkıyoruz en adî malzemeden yapılmış gecekondular.Malzemesi en ucuza getirilerek yapılan binlerce kişinin yaşadığı siteler.Böyle giderse daha çok acı çekeceğiz.Uzmanlar İstanbul'u daha büyük bir depremin beklediği konusunda hemfikir.Daha çok kişi ölecek daha çok insanın yüreğine ateş düşecek.Sivrizekalılık ederken milyonlarca insanın canına kastediyorsunuz haberiniz var mı?

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Bestelenmeye uygun şiirler

Bestelenmeye uygun şiirler:

Seni sevdiğim an doğdum ben
Gözlerinde büyüttüm sevdamı
Ellerinden içtim can suyumu
Seni sevdiğim an doğdum ben

Gel güzel gözletme yollarını
Gün olur açamam kollarımı

Türkülerimi sana söyledim
Bir gülüş bekledim yüzünde
Dünyanın derdini vermeden
Seni sevdiğim an doğdum ben

Gel güzel gözletme yollarını
Gün olur açamam kollarımı

---

Garibim gözüm yollarda
Tabip yok bana dünyada
Bir ayağım kara toprakta
Garibim gözüm yollarda

Tecer'e kar yağar durur
Göz yaşım sel olur akar
Hasret sevdalıya zarar
Garibim gözüm yollarda

ahmeTaha

Not:Çalayım falan demeyin,patentini aldım :P


İnsanın hedefleri hakkında

Küçükken mahallemizdeki Kur'an kursuna giderdim.Daha 4.-5. sınıfa gidiyorum.Kur'an'a geçmemişim.Bizim gözümüzde Kur'an'a geçmek demek Cumhurbaşkanlığıyla eşdeğer bir pozisyonda.Camideki bizden büyük elemanları görüyoruz.Biz daha İhlas'ı ezberlemeye çalışırken onlar daha önce bilmediğimiz duaları(örneğin Kadir Suresi) hocanın karşısında ezber yapmaya çalışıyorlar."Vay be!" diyoruz çocuk aklımızla.Ama o "Vay be!" öyle böyle bir hayret ünlemi değil içinde hayranlık,saygı duyma,önünde saygı ile eğilme sıfatlarını taşıyor.Günü geliyor bizde step step ilerleyerek esre,ötre,şedde derken Kur'an'a geçiyoruz.İlk sabahımı hatırlıyorum camiye gideceğimiz.Mahalledeki kızlı erkekli arkadaşlarla beraber giderdik.Annemin gül kırmızısı bir Kur'an örtüsü var.Kur'an'a geçmemin şerefine yeni aldığımız Kur'an'ı o örtü-kutu karışımı şeye koyuyorum,aşağı iniyorum.Kurs saat 9 gibi başlıyor 8,5 gibi aşağıdayız,yaz günü hava günün ilerleyen saatlerinde sıpsıcak olmak için yavaş yavaş ısınıyor,neyse lafı uzatmayayım.Arkadaşlara gösteriyorum bakın ben Kur'an'a geçtim bugün bayram ilan edilsin der gibi.Diğer arkadaşlarımla aynı zaman kursa başladığımız için paralel gidiyoruz doğal olarak onlarda Kur'an'a geçmişler.Çok mutluyuz dünya bizim,ama o abiler hala bizden önde Kur'an'a geçtik ama hala onlara yetişemedik.Biz daha Bakara'nın ilk sayfalarında zorlanırken onlar "Mehmet ben 3.cüze geçtim" sohbeti yapıyorlar.Yine ağzımız açık bakıyoruz.Günler geçiyor bizde onların geldiği o gözümüzde büyüyen 3.cüze geliyoruz.Geçelim hayatımın başka bir dönemine.
Lise 1.Ulubatlı'yı kazanmışım yeni yeni lise yaşamına alışıyorum.Son sınıfta olan abiler var gözüme o kadar büyük geliyorlar ki "Ev babası" modunda insanlar.Ve ÖSS'ye hazırlanıp güzel üniversitelere gidiyorlar.Yine her zaman ki ünlemimi koyup kendi kendime "Vay be!" diyorum "Bende bu abiler gibi üniversiteye gidebilecek miyim o günler gelecek mi?"
Sene 2008 Eylül.Dersanedeyiz ÖSS'ye hazırlanıyoruz.İlk sınav oluyor.Ben 227 almışken diğer arkadaşlarım 255 alıyorlar.Yine onlara özeniyorum ama kesinlikle kötü anlamda değil bende öyle olabilecek miyim der gibi.Zaman geçiyor haftalar aylar birbirini takip ederken bir denemeden 262 alıyorum."Vay be!" dediğim puanın üstünde alıyorum.
ÖSS'de 271 aldım,Odtü'yü kazandım Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birindeyim.Kur'an'ı öğrendim (Kadir suresini daha bilmesem de) bir çok sureyi öğrendim.
İnsanların hedeflerinin ucu bucağı gelmiyor.Hep bir yere ulaşınca daha iyisini istiyoruz,mutlu oluyoruz ama yeterli değil hep "Daha daha!" diyoruz.Zamanında bizim için ulaşılması zor olan bir hedef bir bakıyoruz ki artık çocuk oyuncağı haline gelmiş yapmışız,başarmışız.İnsanın doyum noktası yok bu konuda.Üniversiteyi kazandım ama hayat hala devam ediyor.Dışişleri Bakanlığı'nda çalışan insanlara bakıyorum,imreniyorum.Bir gün bende orda çalışırsam yine hedefime ulaşmış olmayacağım üst mevkileri hedef alacağım.İnsanın hedefleri bir gün bitecek ne zaman?Ölünce.
Ölünce herkesin cenneti hedeflemesi umuduyla.Herkese mutlu,hedefli ve uzun ömürler.